Bilmediğini bilmemek
|
Sual: Muteber bir kitapta okumuştum. Büyük bir zat, (En kötü kimse, bilmediğini bilmeyendir) buyuruyor. Bu sözün açıklaması nasıldır?
CEVAPBilmemek noksanlıktır, iyi değildir. Fakat bilmediğini bilmek fazilettir. Bilmediği için bilmediği işlere karışmaz, yani haddini bilir. Haddini bilip, üzerine lazım olmayan işlere karışmaz, (Ben bilmiyorum) der, hakkı teslim eder. Bilmediğinden dolayı ayıplanmaz. Bilmediğini bilmemek ise, çok kötüdür. Her şeyi bildiğini zanneder. Her konuda söyleyecek sözü vardır. Bilmediği için, her işe burnunu sokar. Bilenleri tenkit eder, zülfüyâra dokunur da, farkında olmaz. Böyle kimselere, hem kel hem fodul denir. Suçu meydana çıksa da, sözü senetmiş gibi, (Bu benim görüşüm) der, özür dileyemez. Bu kötü huy da, kibirden kaynaklanmaktadır. |
Ahlak Bilgileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahlak Bilgileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaşını çatmak
|
Sual: Doğuştan asık suratlı ve çatık kaşlıyım. Bunun dinen mahzuru var mıdır?
CEVAPDoğuştan ise günah olmaz; ancak gülümsemek insanın elindedir. İnsan gülümseyerek bunu düzeltir. Bir Müslümana çatık kaşla bakmak haramdır. Kaşını çatmak, suratını asmak, müminin alameti değildir. Müminin alameti güler yüzdür, münafığın alameti çatık kaşlı olmaktır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Allahü teâlâ, Müslüman kardeşine karşı surat asana lânet eder.)[Deylemi] O halde elden geldiği kadar, kaş çatmaktan, surat asmaktan uzak durmalıdır. Çatık değilse kaşın, Çatlak değilse başın, Helalden ise aşın, Şükür gerekir şükür. Surat asarak Müslümanın kalbini kırmak günahtır. Müslüman hiç gönül kırmaz, Bundan büyük günah olmaz |
Ayağa kalkmak
|
Sual: Peygamberimizin, kendisi gelince ayağa kalkmayı yasakladığı söyleniyor. O zaman kimler için ayağa kalkmak caiz olur?
CEVAPAna babamıza, hocamıza, âlime, âmirimize, seyyidlere ve şeriflere ayağa kalkılır. Resulullah efendimizi görenler ayağa kalkınca, onlara, (Başkalarının birbirlerine saygı duruşu yaptıkları gibi, benim için ayağa kalkmayın! Ben de, sizin gibi bir insanım. Herkes gibi yer içer ve yorulunca otururum) buyurdu. (H.L.O.İman) Kendisi için böyle buyurmuşsa da, ayağa kalkılması gerekenleri de bildirmiştir. Hazret-i Ömer’in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Şu beş kimse için ayağa kalkılır! Ana babaya, size Kur’an-ı azimüşşan öğreten hocaya, ilmine hürmet için âlime, şerefleri dolayısı ile seyyidlere ve adaleti sebebiyle âdil sultana.) [M. Cihar-i Yari Güzin] Ensar-ı kiramın toplandığı yere, reisleri olan Sad bin Muaz hazretleri gelince, Resulullah efendimiz, (Reisiniz için ayağa kalkın!) buyurdu.(Faideli Bilgiler) Bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruluyor: (Kureyş için ayağa kalkmayın; ancak Hasan ile Hüseyin ve onların sülalesi [seyyidler ve şerifler] müstesnadır.) [Hatîb] Merak-ıl-felah kitabında diyor ki: Gelen büyüğe karşı ayağa kalkmak, gelen böyle yapılmasını sevmezse, mekruh değildir. Severse, kendisine mekruh olur. Şerrinden korkup kalkana mekruh olmaz. Giderken kalkmak da böyledir. Âlimin ve âdil sultanın, ana babanın elleri öpülür. (İslam Ahlakı) Buradan başka büyüklere de ayağa kalkmanın caiz olduğu anlaşılmaktadır. |
147. mektup
|
Sual: Muhammed Masum hazretlerinin 147. Mektubunun özelliği ne de, bunun okunması önemle tavsiye ediliyor?
CEVAPMektubun tamamı aşağıya çıkarılmıştır: Allahü teâlâ, sizi ve bizi, habibi, sevgilisi ve Peygamberlerin en üstünü Muhammed aleyhisselama tâbi olmakla şereflendirsin! Ey merhametli kardeşim! Dünya hayatı çok kısadır. Ebedi olan âhiret hayatında, dünyada yaptıklarımızın karşılıklarını göreceğiz. Bu dünyada en mesut kimse, kısa ömründe, Âhirete yarayacak işleri yapan, uzun olan Âhiret yolculuğuna hazırlanan kimsedir. Allahü teâlâ, size insanların ihtiyaçlarını karşılayacak, onları adalete ve rahata kavuşturacak bir makam, bir vazife ihsan etmiştir. Bu büyük nimete çok şükrediniz! Buna şükretmek, Allahü teâlânın kullarının ihtiyaçlarını karşılamakla olur. Kullara hizmet etmeniz dünya ve Âhiret derecelerine kavuşmanıza sebep olacaktır. Bunun için, Allahü teâlânın kullarına iyilik etmeye, güler yüz, tatlı dil ve güzel huyla onlara kolaylık göstermeye çalışınız! Bu çalışmanız, Allahü teâlânın rızasını kazanmanıza ve âhirette yüksek derecelere kavuşmanıza sebep olacaktır. Hadis-i şerifte, (İnsanlar Allahü teâlânın ıyalidir, kullarıdır. Kullarına iyilik edenleri çok sever) buyuruldu.Müslümanların ihtiyaçlarını karşılamanın ve onları sevindirmenin, güzel huylu, yumuşak ve sabırlı olmanın faziletini ve sevablarını bildiren hadis-i şerifler çoktur. Bunlardan birkaçını yazıyorum: (Müslüman, müslümanın kardeşidir, ona zulüm etmez, onu sıkıntıda bırakmaz. Kardeşine yardım edene, Allahü teâlâ yardım eder. Kardeşinin sıkıntısını giderenin, Allahü teâlâ kıyamette sıkıntısını giderir. Bir müslümanı sevindireni, Allahü teâlâ kıyamette sevindirir.) (Din kardeşine yardım edenin yardımcısı, Allahü teâlâdır.) (Allahü teâlâ, bazı kullarını insanların ihtiyaçlarını karşılamak için yaratmıştır. Dertli olanlar, bunlara sığınırlar. Bunlar kıyamet gününün azabından emindirler.) (Allahü teâlâ, bazı kullarına çok nimetler vermiş, bunları dertli kullarına derman için sebep yapmıştır. Bu nimetleri muhtaç olanlara vermezlerse, ellerinden alıp, başkalarına verir.) (Din kardeşinin ihtiyacını karşılayana, on sene itikâf sevabı verilir. Allah rızası için bir gün itikâf edenle Cehennem ateşi arasında üç hendek uzaklık vardır. İki hendek arası, doğu ile batı arası gibi uzaktır.) (Bir din kardeşinin ihtiyacını karşılayan kimseye Allahü teâlâ, yetmiş beş bin melek gönderir. Sabahtan akşama kadar onun için dua ederler. Akşam ise, sabaha kadar dua ederler. Her adımı için bir günahı affolur ve bir derece yükseltilir.) (Bir mümin kardeşinin ihtiyacını karşılamak için giden kimseye, her adımı için yetmiş sevab verilir ve yetmiş günahı affolunur. Onu sıkıntıdan kurtarınca, anadan doğmuş gibi günahlarından kurtarılır. Bu yardımı yaparken ölürse, hesapsız olarak Cennete girer.) (Bir din kardeşinin sıkıntısını gidermek için, onunla devlet kapısına giderse, sırat köprüsünü ayağı kaymadan geçenlerden olur.) (Amellerin, ibadetlerin en kıymetlisi, bir mümini sevindirmek veya elbise vermek yahut açsa doyurmak veyahut herhangi bir ihtiyacını karşılamaktır.) (Farzlardan sonra, amellerin en kıymetlisi, bir müslümanı sevindirmektir.) (Bir kimse, mümin kardeşini sevindirince, Allahü teâlâ bir melek yaratır. O kimse ölünceye kadar bu melek hep ibadet eder. Ölüp kabre konunca, yanına gelerek, beni tanıyor musun der. Hayır, sen kimsin deyince, “Bir müslümana vermiş olduğun sevincim. Bu gün seni sevindirmek ve sual meleklerine cevap verirken yardımcı olmak ve cevaplarına şehadet etmek için, şimdi sana gönderildim. Kabirde ve kıyamette sana şefaat edeceğim. Sana Cennetteki makamını göstereceğim” der.) (Müminlerden imanı kâmil olanı, huyu güzel ve hanımına karşı yumuşak olandır.) (Bir kul, güzel ahlakı sebebiyle âhirette yüksek derecelere kavuşur ve ibadetlerine kat kat fazla sevab verilir. Kötü huy, insanı Cehennemin derin tabakalarına sürükler.) (İbadetlerin en kolayı ve en hafifi, az konuşmak ve güzel huylu olmaktır.) (Haklı olduğu halde dahi, münakaşa etmeyen kimseye, Cennetin kenarında bir köşk verilecektir. Şaka olarak da, yalan söylemeyene, Cennetin ortasında bir köşk verilecektir. Güzel huylu olana, Cennetin en yüksek yerinde bir köşk verilecektir.) (Güzel huy, ılık suyun buzu erittiği gibi, günahları eritir. Kötü huy, sirkenin balı bozduğu gibi, ibadetleri bozar.) (Allahü teâlâ refiktir. Her işinde yumuşak huylu olanı sever.) (Allahü teâlâ yumuşak huyu sever, böyle kimseye hep yardım eder. Aksine, sert kimseye yardım etmez.) (Cehenneme girmeyecek olan, Cehennem ateşinin yakmayacağı kimse, yumuşak huylu olan ve herkese kolaylık gösterendir.) (Allahü teâlâ, acele etmeyeni sever. Acele şeytandandır. Allahü teâlâ, hilmi, yani yumuşak huyu sever.) (Yumuşak huylu olan, gündüzleri oruç tutan, geceleri namaz kılan kimsenin derecesine kavuşacaktır.) (Kızınca, yumuşak davrananı Allahü teâlâ çok sever.) (Sert olana karşı yumuşak davrananı ve zulüm yapanı affedeni ve kendisini mahrum bırakana ihsan edeni ve kendisini aramayanı ziyaret edeni, Allahü teâlâ yüksek derecelere kavuşturacak ve Cennette köşkler ihsan edecektir.) (Kahraman, güreşte, yarışta kazanan değil, kızınca, nefsine hâkim olandır.) (Güler yüzle selam verene sadaka sevabı verilir.) (Din kardeşini güler yüzle karşılamak ve emr-i maruf ve nehy-i anil-münker yapmak ve din bilgileri unutulduğu, sapıklığın, dinsizliğin yayıldığı zamanda, bir kimseyi bunlardan kurtarmak ve yollardan, meydanlardan taş, diken, kemik ve çöpleri kaldırmak ve susuz kalanın su kabını doldurmak, hep sadakadır.) (Cennette, dışarıdan içerisi ve içerden dışarısı görülen köşkler vardır. Bunlar, tatlı sözlü olanlara, açları doyuranlara ve herkes uykudayken namaz kılanlara verilecektir.) Bir kimse, Resulullahın karşısına gelip, Allahü teâlânın çok sevdiği amel nedir diye sorunca, (Güzel huylu olmaktır) buyurdu. Sağ tarafından gelip, tekrar sorunca, (Güzel huylu olmaktır) buyurdu. Sol tarafından gelip sorunca, yine (Güzel huylu olmaktır) buyurdu. Sonra, dolaşıp arkadan sorunca, Resulullah “sallallahü aleyhi ve sellem” mübarek yüzünü buna çevirip, (Niçin anlamıyorsun? Güzel huy, elden geldiği kadar kızmamak demektir) buyurdu. Çok kimsenin Cennete girmesine sebep olan şey nedir denildiğinde,(Takva, yani haramlardan sakınmak ve güzel huylu olmaktır)buyuruldu. Çok kimsenin Cehenneme girmesine sebep olan şey nedir denildiğinde de, (Dili ve fercidir) buyuruldu. Ferc, tenasül uzvudur. Hadis-i kudside de buyuruldu ki: (Bütün dinler içinde, bu dini seçtim. Bu din, cömertlikle ve güzel huyla tamam olur. Bu dini, her gün, bu ikisiyle tamamlayınız!) Bu hadis-i şerifler, Tergib ve Terhib isimli hadis kitabından alınmıştır. Allahü teâlâ, hepimize bu hadis-i şeriflere uymak nasip eylesin! Hali, hareketleri bunlara uyan kimse, Allahü teâlâya, çok şükretsin. Hali uymayan da, bu hadis-i şeriflere uymak için, Allahü teâlâya yalvarsın! Hali uygun olmayanın kusurunu anlaması da, büyük bir nimettir. Kusurlu olduğunu anlamayan, bunun için üzülmeyenin dininin, imanının zayıf olduğu anlaşılır. |
Fâsık muamelesi
|
Sual: Çalışmaya mecbur olduğu için başı açık çalışan bir kadına, fâsık muamelesi yapılıp, onun dışlanması doğru mudur?
CEVAPElbette doğru değildir. Böyle birini, kötü arkadaş sınıfına sokarak ondan uzaklaşmak, onun iyi kimselerden hatta dinden bile uzaklaşmasına sebep olabilir. Diğer günahkârları da dışlamak yanlıştır. Günah işleyeni görünce, kendi günahlarımızı hatırlamalıyız. Kusurlarımız, günahlarımız affedilmezse, başımıza gelecek azapları düşünmeliyiz. Başkalarını ayıplamak, kötülemek, gıybet etmek haramdır. Böyle davranırsak, onların günahlarından daha büyük günah işlemiş oluruz. Allahü teâlâ, iyilik edenleri sever; fakat kendini beğenenleri sevmez. Kendi kusurlarını araştırıp düzeltmeye çalışan kimse, başkalarının ayıplarını görmeye vakit bulamaz, kendinden daha iyi olan Müslümanları görür; yani her gördüğü Müslümanı, kendinden daha iyi bilir. Ebu Said-i Arabî hazretlerine, derviş nasıl olur denildiğinde, (Başkalarının ayıplarına bakmaz. Daima kendi ayıplarını, kusurlarını görür. Kendisini hiçbir Müslümandan üstün bilmez. Hepsini kendinden üstün görür) buyurdu. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir: (Kendi ayıplarını, kusurlarını düşünmekten, başkalarının ayıplarını araştırmayana müjdeler olsun!) [Hadika] |
Engelliye acımak
|
Sual: (Engelliye acımayın, sevgi gösterin) veya (Acırsan acınacak hale düşersin) deniyor. Bu yanlış değil mi?
CEVAPAcımayı, böyle öcü gibi göstermek kadar büyük yanlış olmaz. Acımak, merhamet etmek şefkat göstermek demektir. Allahü teâlânın esma-i hüsnasındaki Rahman, Rahim, Rauf gibi isimlerinin anlamı, merhamet eden, acıyan, şefkat gösteren demektir. Bir âyet-i kerime meali: (Allah çok acıyıcı, çok merhamet sahibidir.) [Furkan 70] Erham-ür-rahimin, demek de, merhametlilerin en merhametlisi, acıyanların en çok acıyanı demektir. Allahü teâlâ Eshab-ı kiramı, (Birbirine acır) diye övüyor. (Feth 29) Acımanın zıttı acımasızlık, gaddarlık, zulüm, merhametsiz ve katı kalbli olmak demektir. Sanki acımayın demek, zulmedin demek gibi bir şey oluyor. Acımayın, vurun der gibi. Acımak imanın şartıdır. Peygamber efendimizin acıması çoktu. Tasavvuf, herkese acımak demektir. Acıyan kimse, başkalarına dert, felaket gelmesinden üzülür, herkesin sıkıntıdan kurtulmasına çalışır. Kâfir mümin herkese, hatta bütün hayvanlara merhamet etmek gerekir. Peygamber efendimiz, (Merhametli olmayanın, acımayanın imanı olmaz) buyurunca, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, hepimiz merhametliyiz) dediklerinde, (Bir arkadaşa merhamet kâfi değildir. Bütün mahlûkata merhametli olmak gerekir) buyurdu. (Taberani) Peygamber efendimiz, acıyarak, bir a’mayı [görme engelliyi] kırk adım götürenin Cenneti hak edeceğini bildirmiştir. (Beyheki) Diğer hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Allah’a yemin ederim ki, birbirinize acımadıkça Cennete giremezsiniz.) [Hâkim] (Ancak merhametli olan, acıyan Cennete girer.) [Beyheki] (Zelil ve yoksullara acıyana müjdeler olsun!) [Buhari] (Sakatlara, hastalara, yaşlılara ve küçüklere acıyın.) [Şir’a] (Yerdekilere acırsanız, göktekiler [melekler] de size acır.)[Tirmizi] (Yerdekilere acımayana, göktekiler acımaz.) [Taberani] (Acımayana acınmaz.) [Müslim] (Büyüğünü saymayan, küçüğüne acımayan bizden değildir.)[Tirmizi] (Allahü teâlâ, insanlara acımayana, acımaz.) [Taberani] (Ana babanın yüzüne acıyarak bakana, hac ve umre sevabı verilir.) [İ. Rafii] (Müminler acımada bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut, rahatsız olduğu gibi, Müslümanlar da birbirine acımalıdır!) [Buhari] (Yoksullara, çaresizlere, güçsüzlere acıyana müjdeler olsun!)[Buhari] (Ya Rabbi, bize acımayanları başımıza musallat etme!) [Tirmizi] (Şaki olan acımasız olur.) [Tirmizi] (Şaki, bahtsız, Cehennemlik demektir.) Peygamber efendimiz, Cehennemi haram kılan amellerden birinin zayıflara, güçsüzlere, sakatlara acımak olduğunu bildirmiştir.(Deylemi) Dinimizin bu emirlerini rağmen, (Engelliye acıma) demek, ne kadar vicdansız, acımasız bir söz olur. |
İyiliği başa kakmak
|
Sual: İyilik yapmak ve yapılan iyiliği hatırlatmak günah olur mu?
CEVAPGünah olan iyilik yapmak değil, o iyiliği hatırlatmak suretiyle başa kakmaktır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Allahü teâlâ şu üç kişinin yüzüne bakmaz, onlar için acıklı bir azap vardır: 1- Eteklerini yerde sürüyerek yürüyen kibirli kimse, 2- Verdiği bir şeyi başa kakan kimse, 3- Yalan yere yeminle malını satan kimse.) [Müslim, Nesai] (Allahü teâlâ, kıyamette, şu dört kişiye, rahmetle nazar etmez: 1- Ana babasına âsi olan, 2- Ettiği iyiliği başa kakan, 3- Devamlı içki içen, 4- Kaderi inkâr eden.) [İ. Adiy] (Allahü teâlâ şu üç kimseye buğzeder: 1- Başa kakana, 2- Kibirlenene, 3- Çok yemin eden esnafa.) [Hâkim] (Hilekâr, cimri ve yaptığı iyilikleri başa kakan kimse cennete giremez.) [Tirmizi] (Cennetin kokusu beş yüz yıllık yerden duyulur. Yaptığını başa kakan, anaya babaya asi olan ve içkiye devam eden cennetin kokusunu duyamaz.) [Taberani] (Allahü teâlânın verdiği malı, gizli ve aşikâre Hak yoluna harcayan ve yaptığı iyilikleri başa kakmayan, müminlerin en kıymetlisi olur.) [İ. Ahlakı] İki âyet-i kerime meali de şöyledir: (Yaptığın iyiliği çok görerek, başa kakma!) [Müddessir 6] (Medarik tefsiri) (Mallarını Allah yolunda harcayıp, daha sonra verdiklerini başa kakmayanların, kalb kırmayanların, Rableri yanında mükâfatları vardır. Onlar için hiçbir korku ve üzüntü yoktur.) [Bekara 262] |
İyiliğine şahitlik etmek
|
Sual: Kırk Müslüman, kötü bir kimse için, iyi diye şahitlik yapsa, Allah’ın, o kötü kimseyi affettiği doğru mudur?
CEVAPEvet, o mümin, kötü olsa da, şahitler bu iyidir derse, Allahü teâlâ onları mahcup etmez, onun kötü işlerini bildiği hâlde, sırf Müslümanların iyi demesinden dolayı affeder. O hâlde, iyi arkadaşlarımızı çoğaltmalı ve iyilerle beraber olmaya çalışmalı! Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (İyiliğine dört Müslümanın şahitlik ettiği mümini Allahü teâlâ Cennete koyar.) [Buhari] (Bir Müslümanın iyi olduğuna dört komşusu şahitlik ederse, Allahü teâlâ, “Ben sizin şahitliğinizi kabul ettim. Onun bilmediğiniz [kötü] şeylerini de affettim” buyurur.) [Ebu Ya’la] (Bir müminin cenazesinde, kırk Müslüman bulunursa, Allahü teâlâ o kırk kişiyi bu Müslümana şefaatçi kılar.) [Müslim] İmam-ı Şafii hazretleri de, (Kırk Müslümanın içinde evliya bir zat bulunur. Evliyanın duası makbuldür) buyuruyor. İyilerin arasındaki kötü de kurtulur. Bir hadis-i şerif meali: (Melekler, Allah’ı ananlarla karşılaşır. Allahü teâlâ meleklere,“Şahit olun, bunları affettim” buyurur. Melekler, “İçlerinde başka bir iş için gelen kötü biri var. Onu da mı affettin yâ Rabbi?” derler. Allah,“Evet, onu da affettim. İyilerle beraber olan kötü olmaz” buyurur.)[Buhari, Müslim] Muhammed Masum hazretleri de buyuruyor ki: Allahü teâlânın sevgili kullarını tanıyıp sevenler, her ne kadar pervasız ve gerekli edeplerden uzak olsalar da, azizdir. (1/88) İyilerin arasına giren birçok ajanın hidayete kavuştuğu çok işitilmiştir. Allahü teâlâ bir topluluğu affedince, içlerindeki kötüleri ayırmaz, onları da affeder. Bir hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, bir topluluğa rahmet edince, içindeki kötü olanı ayırmaktan hayâ eder) buyurulmuştur.(Ebu-ş-şeyh) |
Akrabayı ziyaret
|
Sual: Bir arkadaşı veya bir akrabayı ziyarette, salih olup olmaması önemli midir?
CEVAPFâsık olan, günah işlememize sebep olacak akrabayı ziyaret etmek gerekmez, fakat salih olan akrabayı ziyaret etmek gerekir. Yakınlarından münasebeti kesmek büyük günahtır. Erkek ve kadın zi rahm-i mahrem akrabayı ziyaret etmek vaciptir. Amca kızı gibi mahrem olmayan akrabayı ziyaret etmek vacip değildir. (Berika) [Zi rahm-i mahrem, erkek için anne, kız kardeş, hala, teyze gibi; kadın için de, baba, erkek kardeş, amca, dayı gibi evlenmesi haram olanlar demektir.] Salih arkadaşları ziyaret etmek de çok sevabdır. Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemelidir! Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü almalı, dargın ise barışmalıdır. Ziyaret, yalnız Allah rızası için olmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Bir din kardeşini ziyaret edene bir melek, “Ne mutlu sana, Cennete girmiş oldun” der. Hak teâlâ da buyurur ki: “Benim için ziyaret eden kuluma, Cennette hoşlanacağı mükâfatlar vereceğim.”) [Bezzar] (Din kardeşini Allah için ziyaret eden her Müslümana bir melek, “Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun” der. Allahü teâlâ da buyurur ki: “Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.”) [Ebu Ya’la] (Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan insanlara, peygamberler ve şehidler gıpta ederler. Bunlar, Allah için birbirini seven, Allah için buluşan, Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.) [Nesai] (Güzelce abdest alıp, Müslüman kardeşini, sevab umarak ziyaret eden, Cehennemden yetmiş yıllık bir mesafe uzaklaşır.) [Ebu Davud (Âlimlerin meclisinde bulunan, benim meclisimde de bulunmuş olur. Benim meclisimde bulunan ise, sanki Rabbinin meclisinde bulunmuş olur.) [Taberani] (Sıla-i rahim, kendini sormayan akrabasını arayıp, ziyaret ve iyilik etmektir.) [Tirmizi] (Seni ziyaret etmeyeni ziyaret et! Sana hediye vermeyene hediye ver !) [Buhari] (Sadaka vermek, iyilik etmek, ana babaya ihsanda bulunmak ve akrabayı ziyaret etmek, şekaveti saadete çevirir, ömrü uzatır ve insanı kötü ölümden korur.) [Ebu Nuaym] (Camiler Allah’ın evleridir ve müminler de Allah'ın ziyaretçileridir. Ziyaretçisine ikram etmesi, ziyaret edilen üzerine haktır. [Hâkim] (Şu beş şeyin cezası hemen görülür: Sultana isyan etmek, zulmetmek, anaya babaya asi olmak, akrabaya ziyareti kesmek, iyiliğe karşı şükretmemek.) [İbni Lâl] Dine uymayan akraba Sual: Yakın akrabalarım, hatta kardeşlerim ve anam babam, benim namaz kılmama ve tesettüre riayet etmemle alay ediyorlar. Dinimizin emirlerini gericilik olarak görüyorlar. Bunları ziyarete gitmem şart mıdır? CEVAP Müslümanlıkla bağlarını kopardıkları için, ziyaretlerine gidilmez, akrabalık hakkı diye mesul olunmaz. Tam İlmihalde diyor ki: İslamiyet'e uymaya gericilik diyen, ibadet yapmayı ve haramlardan sakınmayı beğenmeyen ana babanın evine gidilmez. Böyle olan akrabanın evine de gitmek caiz değildir. Sual: Bir kısım akrabalar din iman tanımıyor. Ne yapmalıyız? CEVAPKâfir akraba ile de iyi geçinmek gerekir. Mümkün olduğu kadar onlardan uzak durmaya çalışmalı. Hanımı akrabalarıyla görüştürmek Sual: Erkek, hanımının, akrabalarıyla görüşmesine mani olabilir mi? CEVAPErkek isterse, hanımının ana, baba ve kardeşlerini bile eve sokmayabilir; fakat görmelerine ve onlarla konuşmasına mani olamaz. Bunlardan salih olanlarının, haftada bir kere, gelip oturmalarına mani olmaması iyi olur. Bunların kalblerini kazanmaya, hayırlı dualarını almaya çalışmalıdır. Kendisinin ve hanımının akrabasından fâsık olanlar, hanımının dinini, ahlakını bozmak isteyenler varsa, onları evine almamalı ve evlerine gitmemelidir. Onlarla görüşmemeli ve hanımını da görüştürmemelidir. Fakat onlara da, başkalarına da sert davranmamalı, tartışmamalı, fitne çıkmasına sebep olmamalıdır. Dinlerine ve dünyalarına zarar gelecek şeylerden sakınmalıdır. Herkese karşı güler yüzlü, tatlı dilli olmalıdır. (S. Ebediyye) Fâsık akrabayla görüşmek Sual: Amca, dayı, hala ve teyze gibi fâsık akrabalarım, bizi evlerine davet ediyorlar. Dine aykırı işler yapılıyor. Hanım gitmeye rıza göstermiyor. Ne yapmak uygun olur? CEVAPHanımın mazereti var dersiniz, kendiniz gidip ziyaret edebilirsiniz. Kendiniz de gidince günah işleyecekseniz, kendiniz için de bir bahane bulmalısınız. Sıla-i rahim Sual: Kayınpederimin köyüne gitmek de sıla-i rahim olur mu? CEVAPEvet, sıla-i rahim olur. Salih kimseleri ziyaret çok sevabdır. Abi baba gibidir Sual: Dinimize göre, abi ve amca, baba hükmünde; teyze de, anne hükmünde midir? CEVAPEvet, bildirdiğiniz gibidir. Üç hadis-i şerif meali şöyledir: (Abi, baba makamındadır.) [Beyheki] (Teyze, anne hükmündedir.) [Buhari] (Ya Abbas, sen benim amcamsın, babamın yarısısın.) [Hatib] Akraba ziyareti Sual: Sıla-i rahim denilen akraba ziyareti yapılmazsa günah olur mu? CEVAP Akrabalar salih ise, elbette günah olur. İki hadis-i şerif meali şöyledir: (Sıla-i rahim, malı çoğaltır, ailede sevgiyi artırır ve ömrü uzatır.)[Taberani] (Sevabı en tez verilen iyilik sıla-i rahimdir, cezası en tez verilen kötülük ise, zulüm ve [salih] akrabalarla alakayı kesmektir.)[Tirmizî] Fâsık veya bid’at ehli akrabanın ziyaretine ise mecbur kalmadıkça gidilmez. Sadece emr-i maruf için veya lüzumlu bir iş için gidilir. |
Emrivaki yapmak
|
Sual: Emrivaki ile birine bir şey yaptırmak uygun olur mu?
CEVAPEmrivaki yapmak, bir işi oldubittiye getirmek, karşı tarafı mecbur bırakarak, yapacağı işi onaylatmak demektir. Emrivaki yapılan kişi, o işten razı olmasa bile, kendisini o işi onaylamak zorunda hisseder. Hele âmire yapılırsa, hiç uygun olmaz. Emrivaki olabilecek işlere birkaç örnek: 1- Yolculuk için bilet alıp, (Şu iş için memlekete gitmek zorundayım. Bileti de aldım. Eğer izin verirseniz, memlekete gideceğim) demek. Önceden, durumunu anlatıp izinle gitmelidir. 2- Biriyle evlenmeye kesin karar verip gerekli hazırlıkları da yaptıktan sonra, danışması gereken büyüğüne gidip de, (Falancayla evlenmemiz gerekiyor. Siz de uygun görürseniz muradıma kavuşmak istiyorum) demek. İki tarafın da durumunu bildirip, önceden izin istemelidir. 3- El öptürmeyen birisinin, zorla elini öpmek. 4- İnternet üzerinde online olduğunu gördüğümüz ve meşgul olduğunu bildiğimiz bir büyüğümüze selam verip hal hatır sormak da emrivakiye girer. Onun zamanını çalmış oluruz. Bir şey sormamız gerekiyorsa, âcil değilse maille sormalı, müsait olunca zaten cevap verir. 5- Bir kitabı yazıp âmirine bastırayım mı demek, bir internet sitesi hazırlayıp yayınlayayım mı demek. Bunun yerine, şu konuları içeren bir kitap veya site hazırlamak uygun olur mu diye sormak gerekir. İzin almadan kitabı veya siteyi hazırladıktan sonra sormak, emrivakiye girer. Sual: El öptürmek istemiyorum, ama bazı kimseler, emrivaki yaparak aniden elimi tutup öpüyorlar. Namahrem bir kimse, yine emrivaki ile tokalaşmak için elini uzatıyor veya bayram diye sarılıp öpüyor. Böyle emrivaki yapmak uygun mu? CEVAPEmrivaki, oldubittiye getirmektir. Zorlama ile bir işi yapmaya mecbur bırakmaktır. Bir kimse, elini veya yanağını öptürmek istemiyorsa, onu öpmeye çalışmak en azından edepsizlik olur, saygısızlık olur. Namahremle tokalaşmaya zorlamak da, böyledir. Gencin biri, ihtiyar bir amcanın elini öpmeye zorluyordu. Genç olduğu için, elini büküp zorla öptü. Gence, (Niye zorla elimi öptün?) dedi. Genç, (Yaşlısın, saygıdan dolayı, mübarek bir amcanın elini öpmüş olmak için öptüm) dedi. İhtiyar amca, (Beni zorlamak saygısızlıktır. Üstelik beni cahil yerine koymak demektir. “Amca sen eli öpülecek adamsın ama değerini bilmiyorsun, onun için zorla öpüyorum” demektir bu. Beni cahil yerine koymak, istemediğim halde, isteğime zıt iş yapmak saygı mıdır, saygısızlık mıdır?)dedi. Bu olay, bir menkıbeyi hatırlattı: Bir mürşid-i kâmilin talebelerinden biri, arkadaşları ile mürşidinin evine, sohbete katılır. Hocasının kimseye el öptürmediğini bilir. Bu genç, elini çekmesine fırsat vermeden, ani bir hareketle hocasının elini öper. Hocası bu emrivakiye üzülür. Oradaki iki talebeye emir verir; (Bunu iki kişi tutup kapının dışına bıraksın) buyurur. Emrivaki yapmanın saygısızlık olduğunu bildirir. Bu menkıbe de gösteriyor ki, elini öptürmeyen kimselerin elini öpmeye çalışmamalı, tokalaşmak istemeyene el uzatmamalıdır. |
Birlik ve beraberliğin önemi
|
Sual: Dinimizde birlik ve beraberlik içinde olmanın yeri nedir?
CEVAPÇok önemlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Toplulukta, birlik ve beraberlikte rahmet var, ayrılıkta ise azab-ı ilahi vardır.) [Beyheki] Birlik ve beraberlik içindeki toplum çoğaldıkça, rahmet de artar. Bir hadis-i şerif meali: (İki kişi bir kişiden, üç kişi iki kişiden hayırlıdır. O halde birlik olun!) [İ. Asakir] Hangi iş olursa olsun, toplulukla birlik ve beraberlik içinde hareket etmekte çok faydalar vardır. Mesela toplu olarak yemek yemekte bile rahmet vardır. Bir hadis-i şerif meali: (Yemeği toplu olarak yiyin; bereket topluluktadır.) [İbni Mace] (Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir)buyurulmuştur. Yani kendimiz çok kötü biri olsak bile, iyilerin topluluğuna katılmalıyız. Bize gelecek beladan, onların içinde olunca kurtuluruz. Onlarla bir yere gidince, onlarla birlikte bizi de oraya kabul ederler. Hatta ahirette Cennete iyiler giderken, biz de aralarındaysak, bizi ayırmazlar. Eshab-ı kehfin köpeği, salihlerin, iyilerin peşinden gittiği, onları sevip bırakmadığı için, Allahü teâlâ onu, bir hayvan olduğu halde, salihlerle birlikte Cennete koyacağını bildirdi. Demek ki, iyilerle beraber olan hayvan da olsa kurtulur. İki hadis-i şerif meali: (Allah bir cemaate rahmet ederse, içlerindeki kötü birini affetmemekten hayâ eder.) [Ebu-ş-şeyh] (Kişi sevdikleriyle haşrolur. Kâfirleri seven onlarla beraberdir, yaptığı iyi amellerin hiç faydası olmaz.) [Taberani] Resulullah, bu ümmetin çeşitli gruplara ayrılacağını, ancak kendisinin ve mübarek Eshabının yolunda olanların kurtulacağını bildirdi. Bu fırkaya Ehl-i sünnet vel-cemaat fırkası dendi. Bu fırkada olmayanların Cehenneme gideceği yine hadis-i şerifle bildirildi. Bir hadis-i şerif meali: (Ümmetimin âlimleri asla sapıklıkta birleşmez. O halde, sivad-ı a’zam üzere [salih âlimlerin yolunda] olun; çünkü Allah’ın rahmeti cemaatle beraberdir. Bunlardan ayrılan Cehenneme gider.)[Hâkim, İbni Cerir, Hakîm-i Tirmizi] Birlik ve beraberlik içinde olmanın önemini bildiren üç hadis-i şerif meali de şöyledir: (Şeytan insanın kurdudur. Sürüden ayrılan koyunu kurt kaptığı gibi, şeytan da cemaatten ayrılanı kapar. Sakın cemaatten ayrılmayın!) [Tirmizi] (Cemaatten bir karış ayrılan, İslam halkasını boynundan çıkarmış olur.) [Ebu Davud] Bildirilen cemaat, Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasıdır. Herkes Ehl-i sünnetim diyebilir. Ehl-i sünnet olmanın ölçüsü vardır. Allahü teâlâ, İslamiyet’i doğru olarak öğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine söz verdi. Bunun için, (Ya Rabbi, sana inanıyorum, seni ve Peygamberlerini seviyorum. İslam bilgilerini doğru olarak öğrenmek istiyorum. Bunu bana nasip et ve beni, yanlış yollara gitmekten koru) diye dua etmeli, istihare yapmalı! Cenab-ı Hak ona doğru yolu gösterir. Allahü teâlânın sözüne güvenmeli, Ona sığınmalı. Ben nasıl olsa doğru yoldayım diye dua etmekten kaçınmamalı. |
Cinayet ve fitne
|
Sual: Ülkemizde yabancı uyruklu kimselerin öldürülmesinin sebebi ne olabilir?
CEVAPÜlkemizde bu tür olayları, devletimizin güçlendiği, milletimizin birlik beraberlik içerisinde olduğu zamanlara denk getirmeye çalışıyorlar. Vatan ve millet düşmanlarının oyununa gelen kimseler, böyle işlere alet olabilir. Yoksa aklı başındaki bir Müslüman, böyle bir işe kalkışamaz! Peygamber efendimizin Müslüman olmayanlara özellikle Hıristiyanlara verdiği emanı çok kimse bilir. Resulullahın bu husustaki bir mektubu özetle şöyledir: (Bu yazı, Abdullah oğlu Muhammed’in bütün gayrimüslimlere verdiği sözü belirtmek için yazılmıştır. Kim ki, bu ahdin aksine hareket ederse, ister sultan, ister başkası olsun Allahü teâlâya karşı isyan ve din-i İslam ile alay etmiş sayılır ve Allahü teâlânın lanetine layık olur. Kendi dinine göre ibadetle meşgul olan gayrimüslim din adamları veya bir turist, benim korumam altındadır. Onlara zor kullanmayın. Onların dini reislerini makamlarından indirmeyin! Onları ibadet ettikleri yerden çıkartmayın! Seyahat edenlerine mani olmayın! Bunların manastırlarını, kiliselerini yıkmayın! Buna riayet etmeyen, Allahü teâlânın ve Resulünün emrini dinlememiş olur. Kendileriyle bir müzakere yapılınca, merhamet, iyilik ve şefkatle hareket edilmelidir. Onları, daima merhamet ve şefkat kanatları altında koruyun! Onların kiliselerinde, kendi dinlerine göre ibadet etmelerine mani olmayın! Her kim ki, Allahü teâlânın bu emrine itaat etmez ve bunun zıddına hareket ederse, Allahü teâlânın ve Resulünün emirlerine isyan etmiş sayılır. Bu sözleşme kıyamete kadar değişmeden devam edecek. Hiç bir kimse, bunun aksine bir harekette bulunmasın!) [Bunun aslı,Mecmua-i Münşea-tus-salâtin kitabındadır.] Bunları bilen bir Müslümanın, gidip de, kendi aklı ve düşüncesi ile bir Hıristiyan’ı öldürmesi nasıl mümkün olur? Ayrıca, ortada yanlış bir durum olsa bile, bunun nasıl düzeltileceği, herkesin her şeye müdahale edemeyeceği, din kitaplarımızda da açıkça yazılıdır. Elle, güç kullanarak kötülüklere mani olmak; devletin [polisin, askerin] görevidir. Sözle, yazıyla bildirmek, âlimlerin vazifesidir. Kalble dua etmek ise, her müminin vazifesidir. (Birgivi, Hadika) Görüldüğü gibi, ortada kanunlara aykırı bir durum varsa, yani suç işleniyorsa bile, herkesin kendi düşüncesi ile, buna müdahale etmesi uygun olmaz. Buna çapulculuk, eşkıyalık ve anarşi denir. Böyle işlere bulaşan fitneye sebep olmuş olur. İki hadis-i şerif meali şöyledir: (Fitne uykudadır. Fitneyi uyandırana Allah lanet etsin!) [İ. Rafii] (Kıyamet kopmadan önce, her yeri fitneler kaplayacak. Fitne, ortalığı karanlık gece gibi yapacak. O zaman oturmak, ayakta kalmaktan hayırlıdır. Yürüyen, koşandan iyidir. O zaman oklarınızı kırın! Yaylarınızı kesin. Kılıçlarınızı taşa çalın! O zaman, evinize birisi gelince, Âdem nebinin iki oğlundan iyisi gibi olsun.[Yani öldüren değil, öldürülen olsun]. [Ebu Davud, Tirmizi] Dua yerine silaha sarılmak, anarşi ve fitne olur. (Fitne çıkaranlara lanet olsun) buyurulmuştur. Fitne; anarşi, bozgunculuk, bölücülük demektir. İslam âlimleri buyuruyor ki: Fitne, Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmak demektir.(Hadika, T. Muhammediye) Fitne çıkarmak haramdır. Kur'an-ı kerimde, fitne çıkaranların Cehenneme atılacağı ve hadis-i şerifte de, fitne çıkarana Allahü teâlânın lanet edeceği bildirilmektedir. (Berika) |
İşi en güzel yapmak
|
Sual: Bir hadis-i şerifte, Allahü teâlânın, yaptığımız işi en güzel şekilde yapmamızı emrettiği bildiriliyor. Bir işi en güzel yapmak ne demektir?
CEVAPEn güzel demek, ilme yani şartlarına uygun ve ihlasla yapmak demektir. Eğer o iş ilimsiz ve ihlassız ise güzel olması imkansızdır. İhlas, yalnız Allah rızası için yapmak demektir. Bir kimsede ilim veya ihlastan birisi yoksa yapılan iş kıymetsizdir. İlimsiz fakat ihlaslı işe, Hazret-i Mevlana şu örneği verir: Ormanda bir ayının ayağı, kütük arasına sıkışır, kurtaramaz. Birisi bunu görüp, ayının ayağını kütüğün arasından çıkarır. Ayı da kendisine iyilik eden bu adama, ormandaki arıların yaptığı petekleri alıp getirir. Adam balı yiyince orada uyumaya başlar. Fakat sinekler, adamın yüzüne konarak rahatsız eder. Ayı ise, adam rahat uyusun diye sinekleri kovmaya çalışır. Bakar kovmakla gitmiyor, sinekleri öldüreyim bari diye, kocaman bir taş alıp, adamın yüzüne konan sineklere vurur. Adamın başı ezilir. Ayı, ilim sahibi olmadığı için, sineklere vurduğu taşın adama zarar vereceğini düşünemez. Ayının niyeti iyi idi, yani ihlaslı ve samimi idi, ancak ilmi olmadığı için yanlış iş yaptı. Büyüklerimiz, (Amelsiz ilim vebal, ilimsiz amel sapıklıktır)buyurmuştur. İyi iş demek, ilim ve ihlasla yapılan ve ahirette faydası görülen iş demektir. Şu âyet-i kerime de, ahirette bize iyi işlerin fayda vereceğini bildiriyor: (İnsana, ancak dünyada çalışıp [ihlasla] yaptığı işler [ahirette]fayda verir.) [Necm 38, 39] Şu iki hadis-i şerif de ihlaslı amelin önemini vurguluyor: (Allahü teâlâ ancak ihlasla yapılan ameli kabul eder.) [Dare Kutni] (İhlas ile yapılan az amel, kıyamette sana yetişir.) [Ebu Nuaym] Şu iki hadis-i şerif de ilmin önemini anlatıyor: (İlimle az amel faydalı olur, ilimsiz çok amelin kıymeti olmaz.)[Deylemi] (Allahü teâlâ, ilimsiz ameli kabul etmez.) [B. Arifin] Demek ki, iyi iş; ilim ve ihlasla yapılan iştir. İhlassız, sadece ilimle yani şartlarına uygun yapılan işin, dünyada faydası görülürse de, ahirette faydası olmaz. Ebedi hayat için faydasız işe de iyi iş denmez. |
Tecessüs etmek (Araştırmak)
|
Sual: Bir arkadaş, Avrupa’da bize misafir oldu. Yemek yerken, önce yemeği kokladı. Domuz yağı var mı diye kokladım, yokmuş dedi. Buna çok üzüldüm, kalbim kırıldı. Beraber namaz da kılmıştık, bana hüsnü zan etmesi gerekmez miydi? Yoksa, böyle araştırmak dinin emri midir?
CEVAPBöyle araştırma yapmak dinin emrine aykırıdır. Güya bunu din gayretiyle yapıyor. Böyle yapmak haramdır. Bunun için her müslüman önce dinini doğru yazılmış ilmihal kitaplarından öğrenmeli, fıkıh ilmini öğrenmeli. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Fıkhı bilmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer.) [Deylemi] İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: (Yiyecek ve içeceklerde şüphe edip yememek, takva değil, vesvesedir. Dinimiz, “Haram olduğu bilinmeyen şeyleri yiyin” der. Resulullah efendimiz, müşrikin; Hazret-i Ömer Hıristiyanın testisinden abdest almıştır. Eshab-ı kiram, gayrı müslimlerin verdiği suyu içerdi. Halbuki pis, necis olan şeyleri yemek haramdır. Kâfirler ise ekseriya pis olur. Elleri, kapları şaraplı olur. Hayvanı Besmelesiz keserler. Eshab-ı kiram, bunlara rağmen, necis olduğunu kesin bilmedikleri için, vesvese etmeyip; et, peynir gibi gıdaları alıp yerlerdi.) [İhya] Resulullah efendimiz, bir Yahudinin yağlı yemeğini temiz mi diye sormadan yedi. Bu domuz yağı mı, koyun yağı mı, ekmeğin hamuru su ile mi, yoksa şarap ile mi yoğruldu diye sormadı. Müşrik kadının su kabından abdest aldı. Bunlar, araştırmanın gerekmediğine birer delildir. (Berika) Tecessüs etmemeli. Suizanda bulunup da ona kötü gözle bakmamalı! Çünkü suizan haramdır. Kusurları da gizlemeli, açığa vurmamalı. Müslümanı incitmemeli. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Hiçbir insanın kalbini incitmemelidir! Kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten, küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Bir hadis-i şerif meali: (Bir müslümanı incitmek, Kâbe’yi yetmiş kere yıkmaktan daha günahtır.) [R.Nasıhin] Şu hususlarda da tecessüs etmemeli yani araştırmamalı: 1- Kaplama veya dolgusu olup olmadığını, varsa, Maliki’yi veya Şafii’yi taklit edip etmediğini sormak caiz değildir. 2- Bu malı nereden aldın demek caiz olursa da, sorunca o kimse incinirse, sormak haram olur. O halde, güzellikle sormalı. İkram ettiği şey şüpheli ise, bir bahane ile yememeli. Çaresiz kalırsa, incitmemek için yemeli, başkasına da sormamalı. Çünkü, kendisi işitirse daha çok üzülür. Tecessüs, gıybet ve suizan olur ki, hepsi haramdır. Resulullah efendimiz misafir olduğu zaman, ne verseler kabul buyururdu. Nerden aldınız diye sormazdı. Hediye de kabul eder, sormazdı. 3- Muhtaç olduğu malı kazandıktan sonra, fazla çalışmayıp, ibadet etmek caizdir. Bunun için, çalışmayıp ibadet edene suizan ve tecessüs etmemelidir. İkisi de haramdır. 4- Söz taşıyanın verdiği haberi tecessüs etmemeli yani araştırmamalı. Çünkü tecessüs haramdır. |
Eline beline ve diline sahip olmak
|
Sual: Eline, beline, diline sahip olan kurtulur anlamında bir hadis-i şerif var mıdır?
CEVAPÖyle bir hadis-i şerif bilmiyoruz, ama eline, beline ve diline sahip olanın kurtulacağına dair başka hadis-i şerifler vardır. Birkaçının meali şöyledir: (Dilini ve fercini [ırzını, namusunu] koruyan Müslümana Cenneti söz veriyorum.) [Buhari] (Arefe günü eline, diline, gözüne ve kulağına sahip olanın günahları affolur.) [Hatib] (İnsanlar dilinden ve elinden salim olmadıkça [kâmil] mümin olamazsın.) [Askerî] (Hasetçinin hasedi eline ve diline çıkmadıkça zarar vermez.)[Ebu Nuaym] (Eli ihsanlı, dili dürüst, kalbi temiz, boğazına ve fercine[namusuna] sahip olan ilimde rasih olur.) [Taberani] (Allahü teâlâ bana şöyle vahyetti: Benim mescitlerime ancak, selim kalble, sadık dil ile, temiz el ile, temiz ferclerle girsinler.)[Hâkim] (Şu altı şeye söz verin, ben de size Cennete gireceğinize söz vereyim: 1- Dilinize sahip olun [elfaz-ı küfür, yalan, gıybet, lanet, malayani gibi.] 2- Sözünüzden dönmeyin. 3- Emanete hıyanet etmeyin. 4- Gözünüze sahip olun. [Harama bakmayın] 5- Elinize sahip olun. [Haram işlemeyin, haram tutmayın] 6- Fercinize hakim olun.) [Hâkim] |
Ziyaretin önemi
|
Sual: Kimleri ziyaret gerekir? Ziyaretin önemi nedir?
CEVAPZiyaretler yalnız Allah rızası için olmalıdır! Önce ana-baba ve daha sonra diğerleri ziyaret edilir. 1- Kâfir olan ana-babaya da hizmet etmek, nafakalarını vermek, ziyaretlerine gitmek gerekir. Küfre sebep olan şey yaptıracaklarsa, ziyaretlerine gidilmez. Ana-baba ölmüşse kabirlerini ve dostlarını ziyaret etmeli. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret edenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.) [Tirmizi] (Ana-babası öldükten sonra, onun dostlarını ziyaret eden, iyiliklerin en iyisini yapmış olur.) [Müslim] 2- Günah işlemeye sebep olacak akrabayı ziyaret gerekmez. Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Sıla-i rahm, gelmeyen akrabayı arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.) [Tirmizi] (Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!)[Buhari] (Sıla-i rahm, malı çoğaltır, ailede sevgiyi artırır ve ömrü uzatır.)[Taberani] Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemeli, uzak şehirde ise mektupla, telefonla gönlünü almalıdır! 3- Salih arkadaşları, din kardeşlerini, komşuları ziyaretin önemi de büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Arkadaşını Allah rızası için ziyaret edene, bir melek, (Ne güzel oldu, Cenneti hak ettin) der. Allahü teâlâ da, (Kulum beni ziyaret etti. Ağırlaması bana aittir. Ona, Cennetten başka bir ziyafete razı olmam)buyurur.) [İ. Ebiddünya] (Din kardeşini, arkadaşını Allah için ziyaret edene, bir melek, “Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun” der. Allahü teâlâ da buyurur ki:“Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.”) [E.Ya’la] (Bir din kardeşini ziyaret edene bir melek, "Ne mutlu sana, Cennete girmiş oldun" der. Hak teâlâ da buyurur ki: "Benim için ziyaret eden kuluma, Cennette hoşlanacağı mükafatlar vereceğim")[Bezzar] (Din kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.)[Taberani] (Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için ziyaret eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.)[Taberani] (Bir mümini ziyaret için evinden çıkana, 70 bin melek, "Ey Rabbimiz; senin rızan için ziyarete giden şu kuluna rahmet et" diye dua eder.) [E.Nuaym] (Bir müslüman, müslüman kardeşini ziyaret edince, 70 bin melek "Ey Rabbimiz, senin rızan için ziyaret eden bu kulundan razı ol" diye dua ederler.) [Taberani] (Din kardeşini, sırf Allah rızası için ziyaret eden Cennettedir.)[Taberani] (Din kardeşini ziyaret edene Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğul İlmihali] (Ziyaretçinize ikram edin!) [Haraiti] (Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan insanlara Peygamberler ve şehidler gıpta ederler. Bunlar, Allah için birbirini seven, Allah için buluşan, Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.) [Nesai] (Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini ziyaret eden, benim için birbirini seven, benim için veren, benim için birbirine yardım eden, sevgime mazhar olur.) [Hakim] (Allah için sevdiği arkadaşının ziyaretine gidene, ardından bir melek, "Ne güzel iş yapıyorsun, Cenneti hak ettin" der.) [Tirmizi] (Allahü teâlâ buyurdu ki: Benim için birbirine sevgi gösterenlere, birbirlerini ziyaret edenlere, birbirlerine yardım edenlere, muhabbetim haktır.) [Taberani] (Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Bir melek ona der ki: - Böyle nereye gidiyorsun?- Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum. - Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da, onun için mi gidiyorsun?- Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum. - Müjdeler olsun sana! Beni Hak teâlâ gönderdi. Hiçbir menfaat ummadan arkadaşını ziyarete gittiğin için, Rabbimizin sevgisine kavuştun.) [Müslim, Hakim] (Mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha eden kimselerin, elleri ayrılmadan, ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür.) [Ey Oğul ilmihali] 4- Her müslümanı ziyaret önemli ise de, bilhassa âlimi ve fakiri ziyaret daha önemlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevaba kavuşur.)[Taberani] (Zengini ziyaret eden kimseye, saim ve kaim sevabı, fakiri ziyaret eden kimseye ise, fi sebilillah cihad sevabı verilir, her adımı, Allah yolunda atılan adıma denk olur.) [Deylemi] [Saim;oruçlu, Kaim; gece ibadet eden. Fi sebilillah; Allah yolunda] 5- Ziyaret aralıklı olmalıdır! Hikmet ehli, (Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme, senden bıkarlar) diyor. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ziyareti aralıklı yapınız ki, sevgiyi artırasınız!) [Bezzar] 6- Ev sahibinden izin almadan kalkmamalıdır! Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Ziyarete gelen kimse, izin almadan kalkıp gitmesin!) [Deylemi] Davet edilince gitmemek günah mı? Sual: Ziyafetlere, davetlere, mesela düğün yemeğine gitmek vacip mi, sünnet mi? Davet edilince, gitmemek günah mıdır? CEVAP(Buhari)deki hadis-i şerifte, (Davete icabet etmeyen, Allah ve Resulüne isyan etmiştir) buyuruluyor. Âlimler bu hadis-i şerifi açıklamış, her çeşit davete icabet etmenin vacip değil, sünnet olduğunu bildirmişlerdir. (Menahic-ül-ibad) Düğün yemeğine çağırılınca gitmek de sünnettir. Bazı âlimler vacip demişlerdir. Yalnız, günah işlenmiyorsa gitmek sünnettir. Şartlardan biri noksan olan ziyafete gitmek sünnet değildir. Mesela, yemek riya ve şöhret için değilse, helal maldan hazırlanmışsa, içki, çalgı ve benzeri günah olan şeyler yoksa, zengin-fakir ayrımı yapılmadan herkes davet edilmişse, böyle davete, sünnet olduğunu düşünerek gitmeli, karın doyurmayı ve başka şeyleri düşünmemelidir. Süfyan-ı Sevri hazretleri buyuruyor ki: (Allah rızası için niyet etmeden yemeğe davet edene, bir günah yazılır. Böyle niyet etmeden gidene de, iki günah yazılır) Düğünde, fakir-zengin ayrımı yapmadan davet edilmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Yemeklerin en fenası, zenginlerin davet edilip de fakirlerin çağrılmadığı düğün yemekleridir.) [Buhari] Sual: Allah için ziyaretin önemi nedir? CEVAPÖnemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Allahü teâlâ buyurdu ki: Benim için birbirini seven, benim için toplanıp dağılan, benim için birbirini ziyaret eden, benim için birbirine yedirip içireni severim.) [İ. Malik] (Allah için ziyarete gidene, yetmiş bin melek arkadaşlık eder.)[Ebu Nuaym] (Allahü teâlâ buyurdu ki: Benim için birbirlerini sevenlere, benim için oturup sohbet edenlere, benim için mallarını, canlarını birbirlerine feda edenlere ve benim için birbirlerini ziyaret edenlere muhabbetimi vacib kıldım.) [Taberani] Sual: Salihleri Allah rızası için ziyaret etmenin önemi nedir? CEVAP Bir din kardeşini ziyaretin sevabı, yüz kabul olmuş nafile hac veya umre sevabından fazladır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Âlimlerin meclisinde bulunan, benim meclisimde de bulunmuş olur. Benim meclisimde bulunan ise, sanki Rabbinin meclisinde bulunmuş olur.) [Taberani] (Seni ziyaret etmeyeni ziyaret et! Sana hediye vermeyene hediye ver!) [Buhari] (Sadaka vermek, iyilik etmek, ana babaya ihsanda bulunmak ve akrabayı ziyaret etmek, şekaveti saadete çevirir, ömrü uzatır ve insanı kötü ölümden korur.) [Ebu Nuaym] (Camiler Allah’ın evleridir ve müminler de Allah'ın ziyaretçileridir. Ziyaretçisine ikram etmesi, ziyaret edilen üzerine haktır.) [Hâkim] Arkadaşı ziyaret Sual: Salih bir arkadaşı sırf Allah rızası için ziyaret etmek sevab olur mu? CEVAP İslam Ahlakı kitabındaki hadis-i şerifte, (Din âliminin ve salihlerin yanına gidenin, her bir adımına Hak teâlâ, kabul olmuş nafile bir hac sevabı ihsan eder) buyuruluyor. Görüldüğü gibi, sırf Allah rızası için ziyaret etmenin sevabı çok büyüktür. |
Zina
|
Sual: Yüzümdeki sivilcelerimin geçmesi için evlenmemi veya geneleve gitmemi söylediler. Hatta, (Evlenmeden önce mutlaka geneleve gitmek gerektir) diyorlar. Bekara da zina haram değil midir?
CEVAPBunları din cahilleri söyler. Zina bekar evli herkes için çok büyük günahtır. Birkaç âyet-i kerime meali: (Zinaya yaklaşmayın! O; hayasızlık, çirkin, aşağı bir iş, kötü bir yoldur.) [İsra 32] (Müminlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar!) [Nur 31, 32] (Müminler, namazlarını huşu içinde kılar, boş, lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekatlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet ederler.) [Müminun 1-8] (Fuhşun açığına da, gizlisine de yaklaşmayın!) [Enam 151] Buradaki yaklaşmayın demek, zinaya götürecek sebeplerden, hareket ve işlerden sakının, yabancı kadınları düşünmeyin, onlarla konuşmayın, onların seslerini dinlemeyin, onlara bakmayın, onlarla tokalaşmayın demektir. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Allah indinde zinadan büyük günah yoktur.) [R. Nasıhin] (Sizin için en çok korktuğum şey zinadır.) [Taberani] (Zina etmeyin, kadınlarınızın cazibesi [güzelliği, çekiciliği, albenisi]ve sevgisi gider, soğukluk başlar.) [İ. Neccar] (Rüyamda, heladaki necaset gibi pis kokan kimseler gördüm. Sonradan bunların zina edenler olduğunu öğrendim.) [İ.Hibban] (Zina fakirliğe yol açar.) [Beyheki] (Gençliğini zinadan koruyan [mümin] Cennete girer.) [Beyheki] (Bir kadın, beş vakit namazını kılar, namusunu korur, kocası ile iyi geçinirse, dilediği kapıdan Cennete girer.) [İbni Hibban] (Bir yerde, zina ve riba çoğalırsa, o yerin halkı, belaya maruz kalır.) [Hakim] (Zina fakirlik getirir.) [Buhari] (Zinaya devam eden, putperest gibidir.) [Harâiti] (Zina edenin yüzü Cehennemde ateşle yanar.) [Taberani] (Yedi kat gök ve yer, zina eden ihtiyarlara devamlı lanet eder.)[Bezzar] (Zina edenlerin avretlerinin kokusu, bütün Cehennem halkına eza verir.) [Bezzar] (Kötü kadınlar, çoğalıp, zina toplum içinde yayılırsa, halk, daha önce görülmemiş bulaşıcı hastalıklara maruz kalır) [Beyheki] (Bir facire [kötü] kadının fücuru [kötülüğü] bin erkeğin fücuru gibi ve bir iyi kadının iyiliği, yetmiş sıddıkın iyiliği gibidir.) [Ebu Nuaym] (Namusunuzu koruyun, zina etmeyin! Namusunu koruyana Cennet vardır.) [Hakim] (Kötülükten korunmak için, nikahlı yaşayın ve iffetli olun!) [İbni Asakir] (Onun bunun karısını, kızını ayartan bizden değildir.) [İ. Ahmed] (Zina eden, aynı şeye maruz kalır.) [İ.Neccar] ["Çalma elin kapısını, çalarlar kapını", "Eden bulur" denmiştir.] Göz zinası Sual: Zaruretsiz kadınlara bakmak ve tokalaşmak günah mıdır? CEVAPEvet günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kadına, şehvetle bakanın, gözlerine erimiş kurşun dökülüp, Cehenneme atılır.) [M. Enhür] (Azab-ı İlahiden korkarak, başını yabancı kadından çevirene, Allahü teâlâ ibadetin tadını duyurur.) [Hakim] (Harama bakmayan gözler, Cehennem ateşi görmez.) [İsfehani] (Komşu kadına, arkadaş hanımına şehvet ile bakmak, yabancı kadına bakmaktan on kat daha günahtır. Evli kadınlara bakmak, kızlara bakmaktan bin kat daha günahtır. Zina günahları da böyledir.) [Taberani] (Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) [Beyheki] (Kadının yüzünden ve iki eli ayasından başka bütün bedeni avrettir.) [M. Enhür] (Kadınlarla bir arada yalnız kalmaktan sakının. Allahü teâlâya yemin ederim ki, bir kişi bir kadınla yalnız kalınca, aralarına şeytan girer. Bir kimsenin çamurlu bir domuzla sıkışmış durumda olması, o kimse için kendine helâl olmayan bir kadına dokunmasından daha hafif kalır.) [Taberani] Hazret-i Âişe validemiz buyurdu ki: (Peygamber efendimiz, kendisine helâl olan kadınlardan başka, hiçbir kadınla tokalaşmadı.) [Buhari, Müslim] Kadınların, Kur'an-ı kerim, mevlid, ilahi okuyarak seslerini erkeklere duyurmaları haramdır. [Hoparlör, radyo ve TV ile duyurmaları ise mekruh olur.] (Tergibüssalat, Hadika) Sual: Mealden okudum, zina etmiş bir bayanla hiç mi evlenilmez? CEVAPMealden tefsirden din öğrenilmez. Zina etmiş bayanla evlenmek caizdir. Çünkü (Zina eden kadını, başka erkekler nikah edemez)mealindeki âyet-i kerime nesh edilmiştir. Sual: AIDS hakkında hadis-i şerif var diyorlar doğru mudur? CEVAPFrengi ve Aids gibi bulaşıcı hastalıklar, Avrupa’dan, [Frenkten] gelmiştir. Eskiden Avrupa’dan gelen şeylere frenk malı denirdi. Frenk üzümü, frenk gömleği gibi. Fuhuşla yayılan hastalığa da, onlardan geldiği için frengi denmiştir. Bir hadis-i şerifte, (Kötü kadınlar, çoğalıp, zina toplum içinde yayılırsa, halk, daha önce görülmemiş bulaşıcı hastalıklara maruz kalır) buyuruluyor. Frengi gibi, Aids de daha önce görülmemişti. Şimdiye kadar görülmemiş daha başka hastalıklar da çıkabilir. Onun için bu hadis-i şerifte bildirilen hastalığa sadece Aids demek yanlış olur. Avrupa’dan gelen Frengi, bel soğukluğu da sonradan meydana çıkmıştır. Sual: Zina edenin, zina ettiğiyle evlenme mecburiyeti var mıdır? CEVAP Hayır, yoktur. Sual: Zina edenin nikâhına zararı olur mu? CEVAP Nikâhına zararı olmaz. Fakat zina, en büyük günahlardandır. Sual: Zinanın zararları nelerdir? CEVAP Zinanın zararları çoktur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Zinanın dünyada üç zararı vardır: 1- Güzelliği ve parlaklığı giderir, 2- Fakirliğe yol açar, 3- Ömrün kısalmasına sebep olur. Âhiretteki üç zararı: 1- Allahü teâlâ gazap eder. 2- Sorgu suali, hesabı çetin geçer. 3- Cehennem ateşinde azap çekmeye sebep olur.) [Taberani] Göz zinası Sual: Zina, gayrimeşru ilişki demek değil midir? Göz zinası da deniyor. Gözle ilişki olur mu? CEVAPZina, haram olan ilişki demekse de, harama bakmak da gözle işlenen haram oluyor. Bu harama göz zinası deniyor. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Gözlerin zinası harama bakmak, kulakların zinası müstehcen söz dinlemek, dilin zinası fuhuş konuşmak, ellerin zinası namahremi tutmak, ayakların zinası günah olan yerlere gitmektir.) [Buhari] Demek ki her uzvun bir zinası oluyor. Burnun da zinası olur. Bir hadis-i şerif meali: (Koku sürünüp dışarı çıkan ve kokusunu duyurmak için bir topluluğun yanından geçen kadına ve ona bakana [onu koklayana] zina günahı yazılır.) [Nesai] Buradaki de burnun işlediği koklama zinası oluyor. Bir de, kadına bakmışsa, göz zinası da oluyor. Öperse dudak zinası işlemiş oluyor. Şehvetle veya lüzumsuz konuşursa dil zinası olur. Dokunursa veya zaruretsiz tokalaşırsa el zinası olur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Kişinin başına demir bir şişin saplanması, yabancı kadına dokunmasından daha hafif kalır.) [Taberani, Beyheki] O halde zinanın her çeşidinden uzak durmalıdır. Kur’an-ı kerimde,(Zinaya yaklaşmayın) buyuruluyor. Bu, zinaya götürecek bütün işlerden uzak durun demektir. |
Yetimi gözetmek
|
Sual: Yetime iyilik etmenin veya onu dövmenin veya hakkını yemenin dindeki yeri nedir? Yetimlik kaç yaşında sona erer?
CEVAPAkıl-baliğ olan çocuk, yetimlikten çıkmış sayılır. Yetime iyilik etmek çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Yetimi güzel terbiye ederek büyütenle Kıyamette beraber oluruz.) [Buhari] (Akraba veya yabancı bir yetimi kendisini kurtarana kadar bakana Cennet vacip olur.) [Ebu Davud] (Allahü teâlâ, yetim bulundurulan ve ona iyilik yapılan evi sever.) [Taberani] (Yetime yakın ol, ona acı, başını okşa, beraber yemek ye! Böyle yapanın, kalbi yumuşar ve ihtiyaçları karşılanır.) [Haraiti] (Sabredip sevabını umarak yetime bakanla, Cennette beraber oluruz.) [Taberani] (Cennetin kapısını ilk önce ben açacağım. Bu sırada, bir kadın, benden önce davranacak, buna kim olduğunu soracağım, o da,"Yetim kalan çocuklarıma bakan biriyim" diyecektir.) [Ebu Ya’la] (Evlerin en iyisi, yetime iyilik yapılan evdir. En kötüsü de yetime kötülük edilen evdir.) [İbni Mace] (Çocuklarının hepsini aynı derecede tutup, yetime haksızlık eden Allah’tan uzaklaşmış olur.) [İbni Asakir] (Yetimlerin, fakirlerin geçimini üstüne alan, Allah yolundaki bir mücahid gibi veya gündüz saim, gece kaim sevabına kavuşur.)[Buhari] [Saim, oruç tutan, kaim, gece ibadet eden] (Cennette “Dar-ül-ferah” denilen köşke, ancak, müminlerin yetimlerini sevindiren girer.) [İ.Neccar] (Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini istersen, yetime acı, onun başını okşa ve ona yediğinden yedir.)[Taberani] [Yetimin başını okşayana, hac sevabı verileceği de bildirilmiştir.] (Yetimi ağlatmaktan sakının!) [İsfehani] (Şu iki zaif hakkında Allah’tan korkun! Dul kadın ve yetim çocuk.)[Beyheki] (Yetim talebesine gücünün yetmediği işleri teklif eden hocaya elim bir azap vardır.) [İ.Rafii] Yetimi sevindirmek Sual: Yetimin başını sıvayana çok sevap verileceği bildiriliyor. Yaş sınırı var mı? CEVAPEvet yaş sınırı var. Akıl baliğ olunca yetimlik biter. Sıvamaktan kasıt, her ne şekilde olursa olsun onu sevindirmektir. İlla başını sıvamak demek değildir. Mesela onun bir ihtiyacını alıp vermek suretiyle onu sevindirmektir. Başını sıvayıp da, "Kerata sen ne yaramazsın" diyerek onu azarlarsak, başı sıvanmış olur ancak sevindirilmiş olmaz. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Sırf Allah rızası için yetimin başını şefkatle okşayan, elinin değdiği saçlar sayısınca sevaba kavuşur.) [İ. Ahmed] Demek ki onun saçlarını okşarken Allahü teâlânın rızası düşünülmelidir. Herkesi sevindirmek sevap ama, yetimi sevindirmek daha fazla sevaptır. Herkesi üzmek günahtır ama yetimi üzmek daha çok günahtır. Herkesin malını haksız yere yemek haram ama yetiminkini yemek daha büyük günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Büyük günahlar yedidir: Bunlardan biri de yetim malı yemektir.) [Bezzar] (Kıyamette, Allah katında büyük günahların en büyüğünden biri yetim malı yemektir.) [İbni Hibban] (Allahü teâlâ yetim malı yiyeni Cennete koymaz.) [Hakim] (Kıyamette bir topluluk ağızlarından alevler çıkar vaziyette kabirlerinden kalkarlar. Allahü teâlâ, [Nisa suresinin onuncu âyetinde mealen] "Haksız yere yetim malı yiyenler, karınlarına ancak ateş sokmuş olurlar. Bunlar, alevli, çılgın bir ateşe sokulacaktır" buyuruyor.)[Ebu Ya’la] Yetimlere iyilik edilmesi ve infakta bulunulması emrediliyor. (Bekara83, 215) Yetimi sitemle defedip hakkını gasp edene şiddetli azap vardır. (Maun2) Hazret-i Yakub ve bir yetimBir kimse, Yakub aleyhisselama sual etti: - Gözün niçin görmüyor, belin niçin büküldü? - Gözüm, Yusuf’a ağladığım için görmüyor. Bünyamin’e üzüldüğümden dolayı da belim büküldü. Bu sırada Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki: - Halinden şikayet mi ediyorsun? - Ben sadece kederimi Allahü teâlâya arz ediyorum. Ya Rabbi, gözleri görmez, beli bükülmüş şu çok yaşlı ihtiyara merhamet eyle! İki oğlumu bana geri ver! Cebrail aleyhisselam dedi ki: - Allahü teâlâ selam ediyor ve buyuruyor ki: İki çocuğun ölü bile olsaydı, seni sevindirmek için onları diriltirdim. Gözünün görmemesi ve belinin bükülmesinin sebebi şudur. Bir gün oruçlu, aç, fakir bir yetim sana gelmişti. Sonra bir koyun kesip ailenle yediğin halde ona da göndermeyi hatırlayamadın. Ben yetim ve fakirleri sevdiğim kadar hiçbir şeyi sevmem. Haydi bir yemek hazırla, fakirleri davet et! Yakub aleyhisselam da, oruçlu olanları akşam, oruç tutmayanları da sabah yemeğe davet etti. (Hakim) Bilindiği gibi, nihayet iki çocuğuna kavuştu. Şu halde, yetime merhamet etmeli, ona zulmetmemeli, hakkını yememelidir! Yetimlik olur yaman Ona dokunma aman Bir başkadır dünyası Çok hassastır yapısı Yaşı daha küçüktür Sözü bölük pörçüktür Sorsan sıkılır hemen Vursan yıkılır hemen Gözleri buğulanır Hemencecik sulanır Yaralıdır hep eli Tutulur bazen dili Kalbi hemen kırılır Sanma kolay sarılır Ona buna yanaşmaz Garip durur konuşmaz Her an boynu büküktür Elbisesi söküktür Der ki babam olsaydı Bana cici alsaydı Dertlerini diyemez Yeni şeyler giyemez Biri babacığım der Onun içi cız eder Sevgiden mahrum yaşar Bu hayata hep şaşar Canı çekse yiyemez Bunu alın diyemez İstese arsız derler Üstelik hırsız derler Yetimsin de üzülür Gözünden yaş süzülür Hâlinden hep sezilir Hor görülür ezilir Mahzundur onda gözler Dertlerini hep gizler Sıkıntıdan tırnak yer Acıyı kalbe gömer Öne eğer başını Tutamaz gözyaşını Hep suçlu gibi durur Gelen giden hep vurur Alıngan olur her an Yetime dokunma aman Verseler şunu bunu Avutamaz hiç onu Artık hayattan bıkar Üf demen onu yıkar Kötülenir, horlanır Yapma diye zorlanır Kırık kolu kanadı Yaramazdır hep adı Gelen giden takılır Bazen itip kakılır Anlaşılmaz feryadı Sevgidir tek muradı Onu kimse anlamaz Anlayan dayanamaz Yetimler üzülmesin Sinmesin, büzülmesin |
Yaşlıya saygı
|
Sual: Hazret-i Ali’nin, bir ihtiyara saygısından dolayı, önünden yürümeyip arkasından gittiği bildiriliyor. Bir kimseye sırf yaşından dolayı saygı duymak gerekir mi?
CEVAPİmam-ı a’zam hazretleri, İmam-ı Ebu Yusuf’a, (İlim sahiplerine hürmet et! Yaşlılara saygı, gençlere sevgi göster!) buyurdu. Özellikle Müslüman ihtiyarlara saygı göstermek gerekir. Kötü-iyi ayrımı yapmadan herkese iyilik etmelidir! Mesela, belediye otobüslerine genç yaşlı, sağlam sakat, kadın erkek, zengin fakir, âlim cahil gibi çeşitli sınıflardan insanlar binmektedir. Güçsüzlere yardım etmeli, otobüse binerken, inerken yardımcı olmalı, onlara yer vermeli, ihtiyarlara, muhtaçlara yardım etmelidir. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şu mealdedir: (Güçsüzlere, hastalara, yaşlılara ve küçüklere merhamet ediniz!)[Şir’a] (Yaşlılarımıza hürmet ve ikram, Allahü teâlâya saygıdandır.)[Buhari] (Büyüklerimizi saymayan, küçüklerimize acımayan bizden değildir.) [Buhari] (Halkı içindeki ihtiyar, ümmeti içindeki peygamber gibidir.) [İ. Neccar] (Şu üç şey, Allahü teâlâya tazimdendir: 1- Müslüman olarak yaşlanan kimseye ikram, 2- Kur’an-ı kerimi ezberleyene ikram, 3- İlim sahibine ikram.) [Ramuz] (Müslüman olarak ihtiyarlayan kimseye ikram eden, Nuh aleyhisselama ikram etmiş gibi sevab alır. Nuh aleyhisselama ikram eden de, Allahü teâlâya ikram etmiş olur.) [Hatib] (Tekbiri, tahmidi, tesbihi ve tehlili sebebiyle Müslüman olarak ihtiyarlayan bir müminden daha efdal kimse yoktur.) [İ. Ahmed] (Tekbir Allahü ekber, tahmid Elhamdülillah, tesbih Sübhanallah, tehlil ise, Lâ ilahe illallah demektir.) Peygamber efendimizin, (Allahü teâlâ, yemin ederek, “Müslüman olarak ihtiyarlayana azap etmekten hayâ ederim” buyurdu)dedikten sonra ağladığı görüldü. Sebebi sorulunca, (Allahü teâlâ, kendisinden hayâ ettiği hâlde, Ondan hayâ etmeyene ağlıyorum) buyurdu. (Beyheki) Yaşlılara hürmet Sual: Dolmuşta, otobüste otururken iyi mi kötü mü olduğu bilinmeyen yaşlı kimseler geliyor. Bunlara yer vermekte mahzur var mıdır? CEVAPDinimiz, ihtiyarlara hürmet etmeye büyük önem vermiştir. Bir hadis-i şerif meali: (Bir genç, bir yaşlıya, yaşından dolayı hürmet ederse onun yaşına varınca, Allahü teâlâ, ona gençleri hürmet ettirir.) [Şir’a] Burası, (Etme, bulma) dünyasıdır. Bugünün gençleri, yarının ihtiyarlarıdır. İhtiyara hürmet ederken, zengin fakir, iyi kötü ayırmamalıdır. Zengine zenginliği için hürmet edilmez. Malından dolayı zengini yüceltenin, fakirliğinden dolayı fakiri aşağılayanın lanete müstahak olduğunu bildirmişlerdir. (Şir’a şerhi) |
Yas tutmak
|
Sual: Dinimize göre yas tutmanın ölçüsü nedir?
CEVAPİslamiyet kötüleme ve yas tutma dini değildir. Yas tutmanın caiz olduğunu gösteren hiçbir âyet ve hadis yoktur. Aksine yasaklandığı bildirildi. 10 Muharremde kendilerine eziyet etmek haramdır. Yas tutmanın müslümanlıkla hiç ilgisi yoktur. Dinimizde, yas tutmak günah olduğundan, vefat eden veya şehid olan mübarek zatların hiç birisi için matem tutmak caiz olmaz. Ölü için sessiz ağlamak caizdir. Zira (Müminin ölümüne gökler ağlar) buyuruldu. (Şerh-us-sudûr) Ölü için yüksek sesle ağlamak, matem tutmak, siyah elbise giymek, siyah perdeler ve rozetler, işaretler asmak, matem işaretleri, resmini taşımak caiz değildir. (S. Ebediyye) Cenazeye ve cenaze çıkan yere siyah örtmek ve siyah giyinmek caiz değildir. (Hazânet-ür-rivâyât) Ebu Seleme’nin kızı Hazret-i Zeynep anlatır: Resulullahın zevcesi Ümmü Habibe validemizin babası ölünce başsağlığı dilemek için yanına gittiğim zaman dedi ki: “Resulullahın,(Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kadının, ölen yakını için üç günden fazla yas tutması helal değildir) dediğini duydum.” Cahş kızı Zeynebin kardeşi şehid olunca, o da aynı şeyleri söyledi. (Buhari) Dinimiz, nimetlere şükretmeyi, musibetlere de sabır ve susmayı emrediyor. Çocuk olunca, akika kesmeyi bildiriyor. Ölünce, hayvan kesmeyi veya başka bir şey yapmayı emretmiyor. Bağırıp çağırmayı, yas tutmayı yasak ediyor. (Es-Siret-üş-Şamiyye) Dinimize göre, hem sevinç, hem de üzüntü bulunan bir günün yıl dönümlerinde, üzülmeyip, sevinmek, o gündeki sevinçli şeyleri hatırlayıp, üzüntülü şeyleri düşünmemek gerekir. Çünkü İslamiyet’te yas tutmak yoktur. Bütün hadis kitapları, Peygamber efendimizin ölü için yüksek sesle ağlamanın ölüye sıkıntı vereceğini buyurduğunu bildirmektedir. Bu hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir: (Ölüyü överek ağlamak cahiliyet âdetidir.) [Buhari] (Ölü, yakınlarının kendisine bağırarak ağlamasından azap [sıkıntı]duyar.) [Buhari] (Yas tutan, ölmeden tevbe etmezse, kıyamette şiddetli azap görür.) [Müslim] (Ölü için yas tutmak insanı küfre sürükler.) [Müslim] (Ölü için ağlayana da, onu dinleyene de lanet olsun.) [Ebu Davud] (Üzülünce, elbisesini yırtan ve bağırıp çağıran bizden değildir.)[Buhari] (Çığlık atarak ölü için ağlayan kadına, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti olsun.) [Taberani] (Nimete kavuşunca [davul] zurna çalmak, musibet anında bağırıp çağırmak caiz olmaz.) (Bezzar) (Rahmet melekleri ölünün arkasından feryat edip ağlayanlara dua etmez.) [İ.Ahmed] (Felakete uğrayınca, saçlarını yolan, elbisesini yırtan yüksek sesle bağırıp ağlayan bizden değildir.) [Nesai] Matem yapmak, bağırıp çağırmak, ilk olarak Muhtar-ı Sekafi tarafından ortaya çıkarıldı. Bu bid'at, zamanla bir ibadetmiş gibi yayıldı. Halbuki Muhtar-ı Sekafi, bunu Kufe halkını aldatıp, onları Emevilerle harbe sürüklemek, böylece hükümeti ele geçirmek için bir hile olarak yapmıştı. Peygamberlerden Hazret-i Zekeriyya ile Hazret-i Yahya’yı keserek şehid etmişlerdi. İlk islam şehidi Hazret-i Yaser ve hanımı Sümeyyehatun idi. Resulullah efendimizin sevgili amcası Hazret-i Hamza da feci şekilde şehid olmuştu. Peygamber efendimiz, şehid olan peygamberlerin, Hazret-i Yaser ile hanımının ve Hazret-i Hamza’nın şehid edildiği günün yıldönümlerinde matem tutmadı. Matem tutmayı yasakladı. Matem yasak olmasaydı, herkesten önce, Yahudi kadının Hayber’de verdiği zehirli yemeğin yıllar sonra etkisini göstererek şehid olan Peygamber efendimizin ölümü için matem tutulurdu. Hazret-i Hamzagibi; Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali de şehid olmuş,Hazret-i Hasan da zehir verilerek şehid edilmişti. Milyonlarca müslümanın mezhep imamı olan İmam-ı a’zam hazretleri de şehid edildi. Resulullah efendimizin emrine uyularak bu büyük zatlar için de yas tutulmadı. Yas tutmamak o büyük zatları sevmemek anlamına gelmez. Babası gibi Hazret-i Hüseyin gibi yüce bir imamın şehid edilmesi de, bütün Müslümanlar için büyük üzüntüdür. Ama yas tutmak, ölüm yıldönümlerinde dövünmek asla caiz değildir. |